Gençlerle barış içinde yaşamak
Bu mümkün müdür? Evet mümkündür. Herşeyden önce ergenlik döneminin çalkantılı ve çetin bir dönem olduğu gözönünde bulundurulmalıdır. Gencin duygusal iniş çıkışlarına karşı tutum takınan ana baba, gencin bocalamasını büsbütün artırır. Kimi ana babalar gençte görmedikleri sert tepkiler ve başkaldırma karşısında şaşırırlar. Onların ilk karşılıkları seslerini yükseltmek, genci azarlamak, utandırmak, dayağa ve aşağılamaya başvurmak olur. Böyle durumlarda ya genç siner ya da karşı saldırıya geçer. Baskıya maruz kalan gencin derslerinde başarısı düşebilir. Gençlik çağında dayak tehlikeli geri tepen bir silah gibidir. Gencin kimi davranışı anne-babayı öfkelendirecek cinstendir. Gencin kimi davranışı anne-babayı öfkelendirecek cinstendir.Anne-babayı çileden çıkarır. " Bu davranışınbeni kızdırdı diyebiliriz" Saçma bir iş yaptığında " sen aptalsın, bilmem ne zaman akıllanacaksın" demek yerine " bu yaptığın iş saçma ve aptalca bir iş" demek daha az yaralayıcıdır. Birinci kişiliğe yöneltilmiş bir suçlama, ikincisi davranışa yönelmiş bir suçlamadır. " Zaten senden başka bir şey beklenmez"i "Sen ne zaman adam olacaksın" gibi sözler umut kırıcıdır. Kimi ana-babalar da gencin öfkesinden korkar, herşeyi alttan alarak "Canım yavrum, cicim yavrum" diyerek genci kazanacaklarını zannederler. Böyle anne baba gence güven vermez. Gençler bir yandan yerli yersiz isteklerle anne babalarının karşılarına çıkarlar. Bir yandan da dizginlenmeyi beklerler. Gencin çekişe çekişe koparacağı bir izni baştan vermek daha doğrudur. Başka önemli bir kural da ayrıntılar üzerinde gençle sürtüşmeye girmemektir. Saç biçimi, giyim kuşamı, oturup kalkışı gibi konularla gençle sürekli tartışma ana baba otoritesini aşındırır ve bitirir. Her konuyu sorun yapmak yerine önemli konular üzerinde durmak daha doğrudur. Gençlik çağında özgürlükleri arttırma gence daha geniş bir serbestlik tanımak yerinde olur. Arkadaşları ile birlikte dolaşma, maça gitme, arkadaşlarını eve çağırma gibi haklar tanınmalıdır. Bazı ana babalar gencin yaptığı bir hatadan dolayı genci dinlemeden dövmeye sövmeye başlarlar. Genci hemen yargılarlar. Bazı ana babalar oğluna aşırı hoşgörü ile yaklaşır, sınırkoymaz her istediğini yapar. Özellikle toplumumuzda erkek, erken şımartılır. Çünkü ailenin geleceği ve sigortasıdır! Soyunun devamıdır. 14 yaşında oğlunun araba sürmesine göz yumar. Ergenlik çağında baba ile oğul arasındaki ilişki çok önemlidir. Baba ile oğul arasındaki ilişki olumlu ise, yakınlık ve dialog varise, genç hangi yolu seçerse seçsin başarılı olacaktır.
Günümüzde baba ile oğul çok az biraraya gelir. Gencin sorunları ile uğraşan genelde annedir. Anne babaya dert yandığında ya 'sen bildiğini yap' ya da 'söyle oğluna kendine bir çeki düzen versin yoksa karışmam' diyerek haber yollamakla yetinir. Anne ailede aracı rolü oynar.
Amerikalı psikolog David'in dediği gibi günümüz ailesi ana, baba, çocuk ve televizyondan oluşmaktadır. Bizde televizyon seyretme kültürü oluşmamıştır. Televizyon tutkusu ne yazıkki evlerde yersiz konuşma, dialog eksikliği oluşturdu. Aileye yeni bir üye geldi o da televizyon. Bu gibi durumlarda aile hep televizyondaki programlarla ilgilenir. Genç pek farkedilmez. Sadece baba veya annenin programını izlemesini engellediği zaman farkedilir. Hep uyarılır. 'Dersin yokmu senin'. Gence ders her zaman engelleyici bir etken olarak sunulur. Bu durumda da genç asla dersten hoşlanmaz.
Baba ile gencin birlikte işyerine gitmesi, bir pikniğe gitmesi, beraber araba yıkaması, babalarla gençleri birbirlerine yaklaştıracak fırsatlardır. Babalar gençlerin davranışlarını (olumlu olanı) övmeli ve onları cesaretlendirmelidirler. Yalnız bu övgüde sınırı kaçırmamak gerekir. 'Aslan oğlum, senden üstünü yok, ne de olsa babasının oğlu' gibi abartılı sözler gencin benlik saygısını pek etkilemez. Oğlunun yazdığı şiiri okuyan baba 'sen bir dahisin, şair olacaksın' gibi sözler söylemek yerine 'çok güzel duygularını dile getirmişsin' demesi daha gerçekçi ve daha destekleyicidir. Veya çok güzel resim yapmışsa 'güzel, duygularını ifade etmişsin' demek daha yerinde olur.
Bu çağda en az yapılan şey sohbet ve söyleşidir. Genç doğru düşünmeyi tartışarak öğrenir. Arada bir sorularla gence düşündeki boşluklar, tutarsızlıklar gösterilebilir. Genç meydan okuyar gibi davrandığında bile ana babayı küçümsediği için değil, kendini kanıtlamak içindir. Çocuklukta ana baba arasında saygı ve sevgi kurulmuşsa gençlik çağının çalkantılı dönemi durduktan sonra aynı olumlu ilişki oluşur.
Genç için ev 'denize açıldıktan sonra geri dönüp sığındığı bir limandır'. Ailede içtenlikle herkes içini dökebilmeli, duygularını ifade edebilmelidir. Bu dönemin geçici olduğu anne babalar tarafından unutulmamalıdır. Bu dönemler, denizin çalkantılı dönemi gibidir. Çünkü vücudun hormonal dengesi bozulmuştur. O deniz 20-21 yaşlarında durulacaktır. Şunu unutmayalım, sevgi, ilgi, kabul görme ihtiyacı doyurulmayan genç, hep bunu dışarıda olumsuz yolla da olsa doyurmaya çalışacaktır. Bu durum da ailede bir takım problemler yaratabilir.
Bu sayfa hakkındaki yorumlar:Daha hiç yorum yapılmamış
Bu sayfa hakkında yorum ekle: