ÇOCUKLARLA İLETİŞİM(konuşma ve dınleme örnekleriyle)
iletişim engelleri
Emir vermek, yönlendirmek: Çocuğa emir vererek bir şey yapmasını söylemek. Örneğin, 'Bahçeyi sen temizleyeceksin', 'benimle böle konuşma', 'şimdi git arkadaşlarınla oyna', 'yakınmayı bırak'.
Uyarmak, gözdağı vermek: 'Onu yaparsan pişman olursun', 'Bir kelime daha söylersen, dışarı atarım'.
Ahlak dersi vermek: 'Öyle davranmamalısın, büyüklerine karşı her zaman saygılı olmalısın.'
Öğretmek, nutuk çekmek, mantıklı düşünceler önermek: Çocuğu gerçeklerle,bilgi, mantık ve kendi görüşlerimizle etkilemeye çalışmak. 'Ben senin yaşındayken iki mislini yapardım, çocuklar küçükken sorumluluk almayı öğrenirlerse, büyüyünce de sorumlu yetişkinler olurlar'.
Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşüncede olmak: 'Bu konuda çok yanılıyorsun, doğru düşünmüyorsun.'
Alay etmek: Çocuğu utandırarak oun aptal hissettirmek. 'Sen şımarık bir veletsin, vahşi hayvan gibisin'.
Avutmak: 'yarın kendini daha iyi hissedeceksin, tüm çocuklar arada bir böyle olur, ben de senin gibi düşünürdüm'.
Oyalamak, konuyu saptırmak: 'Unut gitsin, bu konuyu yemekte konuşmayalım, okul nasıl gidiyor, bütün bunları biz de yaşadık'.
Bu iletiler çocukları olumsuz etkiler. Bunu bir örnekle görelim: Arkadaşıyla oynamak istemediğini yakınan bir çocuğa, 'Ali'ye daha iyi davranırsan belki seninle oynamak ister'. Çocuk burada şu iletileri duyabilir, öyle algılayabilir:
Benim duygularımı önemsemiyor.
Beni olduğum gibi kabul etmiyor.
Okulla ilgili düşüncelerimde beni haklı bulmuyor.
Basit Kapı Aralayıcılar
Daha çok konuşmaya davettir. Çocuğu konuşmaya davet eder. 'Anlıyorum, oh, hımmm, öyle mi, doğru mu' ya da konuşmaya davet ederken, 'bu konuda konuşmak istermisin, bunu tartışalım, anlatacaklarını dinlemek istiyorum, bu konuda birşeyler söyleyecek gibisin' gibi kapı aralayıcı mesajlar kullanılmalıdır. Bu çocuğu cesaretlendirecektir.
Etkin Dinleme
Alan gönderen kadar etkindir. Edilgin (sessizlik) dinlemeden daha etkilidir. Etkin dinleme örnekleri:
Örnek 1-
Çocuk: Ayşe arabamı aldı .(Ağlayarak bu tepkiyi vermiştir.)
Anne: Üzülüyorsun, oyuncağının alınması hiç hoşuna gitmiyor.
Çocuk: Hoşlanmıyorum.
Örnek 2-
Çocuk: Bu yılki öğretmenimi hiç sevmedim.
Anne: Öğretmeninden hoşlanmadığın için düş kırıklığına uğramışsın.
Çocuk: Evet öyle.
Örnek 3-
Çocuk: Baba bil bakalım ne oldu? Basketbol takımına girdim.
Baba: Çok mutlusun.
Çocuk: Öyleyim.
Etkin dinlemede alan, önce gönderenin duygularını ve iletenin ne anlama geldiğini anlamaya çalışır. Sonra bunu doğruluğunu sınamak için kendi sözcükleriyle gönderene geri iletir. Alan, bu iletide değerlendirme, öneri ve görüş bildirme, soru sorma gibi kendinden birşeyler göndermez. Daha uzun bir örnek: Bu örnekte çocuğun konuşmasını ve içini dökmesini nasıl kolaylaştırdığını da gözden kaçırmayın.
Ali: Ne olur Hasan gibi arada bir hastalansam, o ne kadar şanslı.
Baba: Ona özeniyorsun.
Ali: Evet, okula gitmeyebiliyor. Ama ben hep gitmek zorundayım.
Baba: Arada bir okula gitmek istemiyorsun.
Ali: Evet okula gitmek istemiyorum, hergün hergün bıktım.
Baba: Sen gerçekten okuldan bıkmışsın.
Ali: Bazen okuldan nefret ediyorum.
Baba: Allah Allah, bu sevmemekten de öte, bayağı nefret ediyorsun.
Ali: Öyle, ödevlerden, derslerden, öğretmenlerden nefret ediyorum.
Baba: Okulla ilgili herşeyden nefret ediyorsun.
Ali: Aslında öğretmenlerin hepsinden nefret etmiyorum, yalnızca ikisinden, hele birine hiç dayanamıyorum.
Baba: Özellikle birinden mi nefret ediyorsun (kapı aralayıcı)
Ali: Evet resimciden. Onu görmeye dayanamıyorum. Bütün yıl görmek zorundayım.
Baba: Uzun bir süre onunla birlikte olacaksın.
Ali: Evet buna nasıl dayanacağımı bilmiyorum. Ne yapıyor biliyormusun? Her gün nutuk çekiyor. Dersinden nasıl A alacağımı anlatıp duruyor.
Baba: Bütün bunları dinlemekten hoşlanmıyorsun.
Ali: Evet, çünkü öğretmenin gözdesi ya da dahi değilsen, A almak imkansız gibi.
Baba: A alma ihtimalin olmadığını düşündüğün için daha başlamadan başaramayacağını hissediyorsun.
Ali: Öyle. Öğretmenin gözdesi olmayacağım. Çocuklar böylesinden nefret ediyorlar. Beni zaten pek sevmiyorlar. Kızların çoğunun da benden hoşlanmadığını hissediyorum. (Ağlamaya başlar)
Baba: Sevilmediğini hissediyorsun, bu da seni çok üzüyor.
Ali: Evet sınıfta herkesin çok sevdiği bir grup kız var. Keşke ben de onlar gibi olsam, ama nasıl?
Baba: Onlar gibi olmayı istiyorsun ama, bunu nasıl yapacağını bilmiyorsun.
Ali: Doğru, kızlar bu gruba nasıl girmiş, hepsi çok güzel değil, notları iyi değil, peki nasıl oluyor bütün insanlar onları seviyor?
Baba: Onlar gibi sevilmek için nasıl olman gerektiğini bilmiyorsun.
Ali: Yalnız bir şey var, hepsi çok arkadaş canlısı, insanlara merhaba deyip kolayca konuşabiliyorlar, ben bunu yapamıyorum vb. devam ediyor...
Babanın geri iletilerinde hep sen olduğuna başta söylediğimiz iletişim engellerini kullanmaktan kaçındığına dikkat ediniz.
İnsanların çoğu duygularını bastırarak unutmaya çalışarak, başka şeyler düşünerek bundan kurtulabileceklerini sanırlar. Oysa sıkıntı veren duygular açıkça dile getirildiklerinde yok olurlar. Etkin dinleme bu tür duygu boşalımına yardım eder.Etkin dinleme ana baba çocuk arasında sıcak bir ilişki geliştirir. Duyulduğunu ve anlaşıldığını bilmek, öylesine hoş bir duygudur ki, konuşan, dinleyene karşı bir yakınlık duyar. İlişkilerini daha sıcak yapar.
Etkin dinleme için gereken tavırlar
Çocuğun söylediğini duymak istemelisiniz. Zamanınız yoksa bunu söylemelisiniz.
Duyguları ne olursa olsun, sizin duygularınızdan ne denli farklı olursa olsun, onun duygularını gerçekten kabul edebilmelisiniz.
Duyguların sürekli değil geçici olduğunu anlamalısınız. Nefret sevgiye dönüşür, hayal kırıklığı yerini umuda bırakabilir. Bu nedenle, duyguların dile getirilmesinden korkmamak gerekir. Çünkü duygular çocuğun içinde sürekli olarak yerleşip kalmazlar.
Çocuğun sorunu olduğu zaman ana babanın etkin dinlemesi için en uygun zamandır. Ama çocuğun davranış ana babaya sorun yarattığı zaman ana babanın çözüm bulmasına pek yardımcı olmaz.
Bir babanın çocuğuna yardım etmek için nasıl uğraştığını gösteren örnek:
Çocuk: Bu akşam yemek yemek istemiyorum.
Baba: Haydi hemen gel, senin gibi çocukların günde 3 öğün yemek yemeleri gerekir. (Emir vermek, mantıkla inandırmak)
Çocuk: Öğle yemeğinde çok yedim.
Baba: Yine de masaya gel. Ne yediğimizi gör. (Öneri getirme)
Çocuk: Hiçbirşey yemeyeceğim.
Baba: Öyleyse masaya gel. (Emir vermek)
Çocuk: Aç değilim, masaya da gelmek istemiyorum.
Şimdi aynı olayın etkin dinlemeyle nasıl çözüldüğünü görelim:
Baba: Birşeyden çok korkmuşsun.
Çocuk: Evet bugün arkadaşım aradı, konuşmak istediğini söyledi, çok ciddiydi. Her zamanki gibi değildi.
Baba: Bir şey olduğunu düşünüyorsun.
Çocuk: Ayrılmak istemesinden korkuyorum.
Baba: Bu seni çok üzer. (devam eder gider...)
Bu örneğin birincisinde baba çocuğunun iletisini doğru çözümlemeyi başaramadı. Bu nedenle konuşma yemek sorununa takılıp kaldı. İkincisinde temel sorun ortaya çıktı.
Uyumaya korkan çocuk
Anne: Geç oldu, ışığı söndür ve uyu.
Çocuk: uyumayacağım.
Anne: Uyumalısın, geç oldu, yoksa yarın yorgun olursun.
Çocuk: Uyumayacağım.
Anne: (sertçe) hemen şu ışığı söndür
Çocuk: Hiç uyumayacağım.
Anne: (çocuğu çok sıkıştırdığını düşünür mutfağa gidip sakinleşir çocuğun yanına döner.) Anne tekrar çocuğun yanına döner, ayaklarını dinlendireceğini söyleyerek ayak ucuna oturur ve ışığı kapatır.
Çocuk: Işığı söndürme, git odamdan, seni odamda istemiyorum, uyumayacağım, senden nefret ediyorum.
Anne: Kızgınsın
Çocuk: Evet, okuldan nefret ediyorum ve hiç gitmeyeceğim.
Anne: Okuldan bıktın.
Çocuk: Berbat bir yer. Derslerim hiç iyi değil. Hiçbir şey bilmiyorum.
Anne: Matematik zor geliyor.
Çocuk: (Konuyu değiştirir) Anne uyurken, burnum tıkalı olunca ağzımdan nefes alamayacağımı söyledi arkadaşlarım.
Anne: Ağzından nefes alamayacağını söylemek istiyorsun?
Çocuk: Evet uyurken gerçekten burundan mı nefes almak gerekiyor? Zaten burnum da tıkalı.
Anne: Boğulacağından korkuyorsun?
Çocuk: Hı hı,nefes almak gerek (ölürüm diyemiyor)
Anne: Bu olanaksız. Ağzın kendiliğinden açılır. Aynı kalbinin çarpması göz kapaklarının kapanması gibi.
Burada temel soruna inilmiş. Çocuk rahatlamıştır.
Bu sayfa hakkındaki yorumlar:Daha hiç yorum yapılmamış
Bu sayfa hakkında yorum ekle: